Sadakanın Faydaları (Nihat Hatipoğlu)

Sadaka deyip geçmeyin!

Gönülden koparak fakire, muhtaca ve çıkmazda olana ayrılan para veya iyiliğe sadaka denir. Sadaka para türünden olabildiği gibi muhtaca yardım, darda olanı rahatlatma gibi hizmet türünden de olabilir.
Sadakanın dünyevi ve uhrevi faydaları vardır.

Dünyadaki faydaları:

1- Malı temizler.

2- Bilmeden karışmış haram malı durular.

3- Kaza ve belaya engel olur.

4- Hastalıklardan korur.

5- Kişinin gayesine ermesini sağlar.

6- Muhtacın, fakirin duasını almaya sebep olur.

7- Malın bereketini çoğaltır.

8- Rızkın helalden gelmesinin yolunu açar.

9- Dualarının kabulünü sağlar.

10- Haset, kin, nefret gibi düşmanca bakışları azaltır.

Ahiretteki faydaları:

1- Son andaki ölüm acısını hafifletir.

2- Son anda imanla ölmeye fayda sağlar.

3- Kabir suallerini cevaplamaya yarar sağlar.

4- Kabrin sıkıştırılmasını hafifletir.

5- Kabir azabına engel olur.

6- Kıyametin dehşetini hafifletir.

Hz. Aişe (r.a.)'den Rivayet Edilen Bir Hikaye

Hazret-i Aişe(r.a.) annemizden rivayet olundu. Bir gün kendisi oturuyordu. Yanına bir kadın geldi. O kadın elini yeninin içinde örtüyor(ve gizliyor)du. Hazret-i Aişe(r.a.) annemiz kendisine sordu.

-“Sana ne oluyor ki yeninin içinden çıkartmıyorsun?” Kadın:

-“Ey mü’minlerin annesi! Hiç bana sorma! Benim annem ve babam vardı. Babam sadaka vermeyi çok severdi. Annem ise (çok cimriydi) sadakada vermekten nefret ederdi. Annemi hiçbir zaman hiçbir şeyi sadaka verdiğini görmedim. Ancak iç yağından az bir şeyi ve bir parça da yırtık bir elbise sadaka verdiğini gördüm.

İkisi vefat ettikleri zaman; rüyamda gördüm. Kıyamet kopmuş idi. Annemi mahlukatın önünde dikilmiş gördüm. Rezil olmuş bir haldeydi. Halk annemin gizli ayıplarını ve günahlarını görüyordu. Ve gördüm. Annemin elinde o küçük iç yağı parçası vardı. Ve annem onu emiyordu. Ve bağırıyordu:

-“Ahhh! Susadım! Susadım!” diye

Ey sadaka sen nelere kadirsin! (Hikaye)

BİR GECE, BİR ADAM, “Bu gece mutlaka bir sadaka vereceğim!” deyip, sadakasıyla evinden dışarı çıktı. Yolda gördüğü ilk insana sadakasını vermeye niyet etmişti. Öyle de yaptı. Fakat, gecenin karanlığında parayı eline tutuşturduğu insan, karanlıktan istifadeyle evleri soymaya niyetli bir hırsızdan başkası değildi. Hırsız, başına gelen bu olayı arkadaşlarına anlatmış olmalı ki, sadakaya niyetlenen adam, ertesi sabah uyandığında herkesin:
“Bu gece bir hırsıza sadaka verilmiş” diye konuşup durduğunu duydu.
Adam:
“Yâ Rabbi! Bir hırsıza sadaka verdiğim için Sana hamd ediyorum” dedi ve muhtemelen bir hırsıza vermiş olduğu için sadakasının kabul olunmayabileceği düşüncesiyle, ilave etti: “Ancak, mutlaka bir sadaka daha vereceğim.”
O gün akşam olup ortalık karardığında, yine sadakasıyla yola çıktı. Gecenin karanlığında bu sefer, gördüğü bir kadının avucuna sıkıştırdı paraları. Sabah olduğunda ise:

Sadaka sadece parayla mı olur?

Sadaka vermek denilince hep akla maddiyat ve para geliyor. Öyleyse parası olmayan sadaka veremez mi? Prof. Dr. Abdullah Kahraman, bu düşüncenin yanlışlığına dikkat çekiyor:

“Bir insana güler yüzlü muamele etme, hal ve hatır sorma, sıkıntısını paylaşma, yükünün ucundan tutma, ilim öğretme, kendi yediğinden hanımına bizzat kendi eliyle yedirme, çoluk çocuğuna harcadıkları birer sadakadır.”

Sadaka deyince akıllara maddi yardım geliyor. Oysaki sadaka, sadece para vermek değil. Her hayırlı iş aynı zamanda sadaka yerine geçiyor. Güzel bir söz, selam verme, yolunu kaybetmişe yol gösterme, çevreyi temiz tutma, dert dinleme, kötülükten sakınma, her bir hamd ve tekbir birer sadakadır.

En üstün sadaka nedir?

İhtiyaç sahibinin ihtiyacına uygun olan karşılığı vermek en üstün sadakadır. Hadis-i şeriflerde buyruluyor ki:

En üstün sadaka, su vermektir. [Nesai]

En üstün sadaka, aç bir canlıyı doyurmaktır. [Beyheki]

En üstün sadaka, iki kişinin arasını bulmaktır. [Taberani]

En üstün sadaka, dilini tutmaktır. [Deylemi]

En üstün sadaka, gizli verilendir. En üstün sadaka, ilmi yaymaktır. [Taberani]

En üstün sadaka, ilim öğrenip, başkasına da öğretmektir. [İbni Mace]

En üstün sadaka, kin güden yakınına verilendir. [Taberani]

En üstün sadaka, sağlıklı, mala tamahı çok olup, zenginliği umup fakirlikten korkarken verilen sadakadır. [Müslim]

En üstün sadaka, doğru sözü yerinde söylemektir. [Hâkim]

En üstün sadaka, Ramazan’da verilendir. [Tirmizi]

Kaynak:http://www.nurnet.org/sadaka-sadece-parayla-mi-olur/

Sadaka çeşitleri nelerdir?

Dört çeşit sadaka vardır:

1-Sadaka-i cariye: Öldükten sonra da, amel defterimize sevap yazdıran sadakadır. Sadaka-i cariye, cami, yol yapmak, ağaç dikmek, çeşme, faydalı ilmi eser bırakmak gibi insanlara faydası dokunan her çeşit iyi işlerdir. Bir hadis-i şerif meali:

[İnsan ölünce, 3 şey hariç ameli kesilir: Sadaka-i cariye, faydalı ilmi eser bırakmak veya ona dua ve istiğfar edecek salih bir evlat.] (Müslim)

2-Fıtır sadakası: Sadaka-i fıtır, Ramazan ayının sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarından başka en az nisab miktarı bir mala sahip bulunan her Müslümancın vermesi gereken vacip bir sadakadır. Buna ancak fıtra da denir. Bu kelime halk arasında fitre şeklini almıştır.

3-Nafile olan sadakalar: Bu da kişinin Yüce Allah rızasını gözeterek verdiği sadakadır.

4-Farz olan sadaka: Buna kısaca zekat denir.

Kaynak:http://www.manevihayat.com/forum/konu/sadaka-cesitleri.3957/

Sevilen Şeylerden Sadaka Vermek

Eski malları muhtaçlara vermekte sadaka olur. Ancak kişinin sevdiği şeylerden sadaka vermesi daha üstün bir sadaka olur.

Allah yolunda yapılan harcamanın, malın sevilen çeşidinden yapılması, kişiyi “birr” derecesine ulaştırır.

Ayette şöyle buyurulur: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcayıncaya kadar Cennete ve iyiliğin en güzeline (birr) eremezsiniz”
(Âlu İmrân, 3/92).
Bu ayet inince, Ebû Talha (r.a) en çok sevdiği malı olan “Bırhâ” bahçesini Allah yolunda tasadduk etmek istemiş, Hz. Peygamber’in; “yakın hısımlarına ve amcasının oğullarına vermesi” tavsiyesine uyarak böyle yapmıştır (Buhârî, Zekât, 44, Vesâyâ, 17, 26; Müslim Zekât, 43; Ahmed b. Hanbel, III, 141, 256). Hz. Ömer Hayber’den hissesine düşen değerli ganimet toprağını vakfetmiştir (İbn Kesîr, Muhtasaru Tefsir, Beyrut 1981, I, 299).

Hacda sadaka vermeyi gerektiren hususlar nelerdir?

Bu hususlar şu şekilde sıralanır:

1-Herhangi bir âzasının tamamına değil de bir kısmına koku sürünmek.

2-Bir günden az olmak üzere başını örtmek veya dikişli elbise giymek.

3-Saç ve sakalının dörtte birinden azını, avret mahalli ve koltuk altlarının bir bölümünü traş etmek.

4-El ve ayak tırnaklarının bir kısmını kesmek.

5-Abdestsiz olarak Kudüm ve Vedâ tavafını yapmak. Abdestli olarak tekrar yaparsa ceza düşer.

6-Cemrelere bir taş noksan atmak. Verilecek sadaka, bir fitre miktarıdır.

7-Çekirge öldürmek ise az bir miktar sadaka vermeyi gerektirir.

Kaynak:https://tunagur.wordpress.com/2012/08/03/sadaka-ile-ilgili-soru-ve-cevaplar/

Ölmüşler için sadaka verilebilir mi?

Ölünün ardından Kuranı Kerim okumak, onun adına sadaka vermek caizdir ve ölünün amel defterine sevap olarak yazılmaktadır.

Ölünün adına sadaka verilmediği zaman ölünün ruhu rahat uyumaz gibi bir husus doğru değildir. Bu dünyada güzel amel işleyen her mümin orada rahat edecektir.

Kaynak:https://tunagur.wordpress.com/2012/08/03/sadaka-ile-ilgili-soru-ve-cevaplar/

Sadaka ile ömrün uzaması, ecelin değişmesi anlamına mı gelir?

Ecel birdir değişmez. Bazı kimseler Resul-i Ekrem (S.A.V.) Efendimizin: Sadaka belâyı def eder ve ömrü uzatır, hadîs-i şerifini ileri sürerek, ömrün uzayabileceğini ve dolayısıyla da ecelin değişebileceğini iddia ederler.

Evvelâ şunu belirtelim ki, sadakanın ömrü uzatmasının hakikati ne olursa olsun, neticede insanın ölümü sözkonusudur ve bu ise ezelî ilmiyle Allah’ın malûmudur. Bu noktadan, onun ölüm vakti ve dolayısıyla da ömür müddeti Allah tarafından takdir edilmiş olup bunun değişmesi mümkün değildir.

Meselâ, bir kimsenin verdiği bir sadaka ile ömrünün iki yıl uzadığını farzedelim. Bu şahsın, ecel-i muallâk dediğimiz, şarta bağlı eceli, eğer sadakayı verirse ömrü elli sene, vermezse kırk sekiz sene, şeklinde olsun. Cenâb-ı Hak o şahsın sözkonusu sadakayı vereceğini bildiği için ömrünü elli sene olarak takdir etmiştir. İşte bu ecel değişmez.

Dilencilere sadaka vermek caiz midir?

Allah rızası için verilen yardımlar mükâfatsız kalmaz. Karşıdakinin müstahak olup olmaması bu hükmü değiştirmez. Ama mümkün mertebe gerçek muhtaç olanları araştırıp ona göre yardımda bulunmak gerekir.

Dilenciliğin altında hangi sebep yatarsa yatsın, hepimizin tartışmasız kabul edeceği acı bir gerçek vardır. Bu hastalık toplumun kapanmaz, şifa bulmaz bir yarasıdır.

Görüldüğü kadarıyla, dilenen kişiler ya ihtiyar, kötürüm, sakat ve hasta gibi bedenî özürlerinden dolayı iş bulamayan, çalışma imkânından mahrum kimseler veya özürlü olduğu halde aza kanaat etmeyip kolayından bol paraya göz dikenler yahut bedenen ve ruhen sağlam olup bu yolu bir kazanç ve meslek hâline getirenlerdir.

Toplum hayatında köklü ve esaslı inkılâplar yapan Resul-i Ekrem Efendimizin dilencilik illetine nasıl çareler getirdiğini, ihtiyacı olmadığı halde dilenenlerin mes’uliyetini ve hangi hallerde dilenmenin caiz olabildiğini şu canlı hadise ibretli bir şekilde gözlerimizin önüne sermektedir:

Sadaka Vermenin Şekli ve İçeriği

Allah Teâlâ sadaka vermeyi övmüştür, ama sadaka vermenin iki şeklini de yermiştir. Bu sadakalardan biri riya için olandır ve ilk baştan batıldır. Diğeri ise sadaka verildikten sonra minnet ve eziyet etmektir bu da sadakanın sevabını yok eder. Bu iki yöntemin batıl olmasının sebebi şu açıdandır:

"Allah rızası için yapılmamıştır veya Allah rızası için yapılmış olsa bile şahıs halis niyetini koruyamamış, minnet ve eziyetle onu batıl etmiştir.
(Tabatabayi, Seyit Muhammet Hüseyin, El-Mizan, 2.c,601.s.)

Diğer bir nokta ise sadaka vermenin gizli olmasıdır.

Allahu Teâlâ Kuran’da iki şekil sadaka vermeyi beyan eder: Biri açıktan olan sadaka diğeri ise gizli olan sadaka ve her ikisi de meşru'dur. Bunlardan her birinin değişik eserleri ve neticeleri vardır.

Neyden sadaka verilebilir?

Neylerden sadaka verileceğine dair Kuran da ve rivayetlerde şöyle buyrulmuştur:

Temiz olanlardan sadaka verin. Yani temiz ve helal olan ve haram yolla elde edilmemiş mallar ve buna ek olarak da kullanımı olmayan (eski veya çalışmayan veya bozulmuş) mallardan verilmemeye çalışılmalıdır. Çünkü sadaka Allah’ın rızasını kazanmak için verilir, bir tarafı fakirler ve yoksullardır diğer tarafı ise Allah'tır. Eğer bu noktalara riayet edilmese hem Allah’a saygısızlık olur hem de yoksullar tahkir edilmiş olur.

Kaynak:http://www.islamquest.net/tr/archive/question/fa5126

Sadaka kimlere verilebilir?

Çeşitli ameller arasında fazilet bakımından farklar bulunduğu gibi, ihtiyaç sahiplerine yapılan yardım ve tasadduklarda da bir sıra gözetilmiş; öncelikli tasadduk alanları belirlenmiştir.

Gerçekten kişinin çok yakınında, belki aile fertleri arasında büyük sıkıntı içinde olanlar varken, uzakta olanlara yardım etmeye kalkışması maslahata uygun düşmez. Bu yüzden yardım ve infaka en yakınından başlamak prensibi getirilmiştir.

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
“Bir kimsenin sarfedeceği en faziletli dinar, kendi aile fertlerine infak ettiği dinarla, Allah yolunda hayvanına ve yine Allah yolunda cihad edecek olan arkadaşlarına harcadığı dinardır” (Müslim, Zekât, 38; Tirmizi, Birr, 42; İbn Mace, Cihâd, 4; Ahmed b. Hanbel, V, 279, 284).

Yıl içine verilen sadakalar zekat yerine geçer mi?

Zekâtı fakire verirken niyet getirmek veya daha önce malın ya da paranın kırkta birini zekât niyetiyle ayırmak şarttır.

Niyetsiz verilen bir mal zekât yerine geçmez.
Kendisine zekât farz olan kimse, gelen fakirlere sadaka verirken zekâta niyet ederse, verdiği mal veya para zekât yerine geçer. Çünkü zekâtta aslolan niyettir. Zekat verirken de zekat olduğunu söylemesi şart değildir.

Yıl sonuna kadar zekâta niyet etmeksizin fakir ve muhtaçlara dağıttığı sadakayı hesaplayarak zekâta mahsup etmek caiz değildir. Yani böyle bir niyetle zekât ödenmiş olmaz.1 Ancak zekat niyeti ile verilmişse zekat yerine geçer.

Kaynak:https://tunagur.wordpress.com/2012/08/03/sadaka-ile-ilgili-soru-ve-cevaplar/

İçeriği paylaş